MUHABBET KUŞU

 

PAPAĞANLAR

 

GÜVERCİN

 

  SAKA KUŞU (Carduellis carduellis )

 

DİĞER ÖTÜCÜ KUŞLAR

 

 

KANATLI HAYVANLARIN VÜCUT YAPISI

 

KUŞLAR HAKKINDA GENEL BİLGİLER

 

KUŞ REKORLARI

 

CANLILAR DÜNYASI SÖZLÜK

 

 


            MUHABBET KUŞU



            Muhabbet kuşlarında temel rasyonu; darı tohumu (örneğin, gümüş ve Plata darısı), kanarya tohumu, biraz çimlenmiş buğday, kabuksuz yulaf (%3-5) oluşturur. Muhabbet kuşlarına verilen ortalama yem miktarı günde 7g (%10 CA)dır. Yemlerdeki kılçıklar (kavus) günlük olarak üflenerek uzaklaştırılmalıdır.

            Muhabbet kuşu rasyonlarında yağlı tohum bulunması gerekir. Rasyonlarda ezilmiş ayçiçeği tohumu, Niger tohumu, keten, haşhaş ve salatalık tohumuna yer verilmelidir. Yaşlı, kondisyonu düşük kuşlarda darı, başakları ile birlikte verilir. Kışın serbest dolaşımlı kafeste  yulaf sunulur. Yeşil yem katkıları olarak; yabani otlar, mera otu,  yarı olgunlaşmış tohum kapçıkları, salata dış yaprakları, yeşil lahana, hindiba-marul, ıspanak, genç aslanağzı yaprakları, su teresi, kereviz, maydanoz, kışın ise elma ve havuç verilebilir. Ayrıca çayır ve meyve ağacı dalları ile mineral karması önlerinde yer almalıdır.

            Kuş griti ve preslenmiş grit taşı iyi bir gaga aşındırıcı olarak önlerinde yer almalıdır.  Sadece tohumlar ile beslenen kuşlarda Ca, Mn, I, ve vitamin A, D, B12 eksikliği görülür. Bunun için en iyi çözüm CeDe Mineral takviyesidir. Bu mineral kullanıldığında mürekkep balığı kemiği gibi ürünlere gerek yoktur. Yumurta problemleri, yavru  ve anormal kabuk yapısının temelinde beslenme bozukluğu yer alır.

            Muhabbet kuşları 4-6 adet arası yumurta yumurtlar. Kuluçka süresi 17 gündür. Aşırı nemli ortamda embriyo nal ölümler görülür. Taban ve tüneklerdeki ıslaklık sonucu ise mantar ve küf üremeleri oluşur.
 

 

 

                                                               

                                                                                                              

top
                        

 

 

 

PAPAĞANLAR

 

       



           Papağanlar, kafaları büyük, boyunları kısa, taklit kabiliyetleri yüksek zeki kuşlardır. Kalın ve kıvrık üst gagaları hareketlidir. Alt gaga ise yiyecekleri kırmada tabla vazifesi görür. Tırmanma anında gagalarını üçüncü bir ayak gibi kullanma özelliklerinden dolayı en iyi tırmanıcı kuş olarak kabul edilirler. 
Gaganın alt parçası kısa ve küt, üst parçası uzun ve aşağıya doğru kıvrıktır. Ayak parmaklarından ikisi öne, ikisi arkaya yönelik olarak gelişmiştir. Ayaklarda, yakalayıcı özellikte tırnaklar bulunur. Muhabbet kuşları ve papağanları içeren bu takımın üyeleri, beyin organizasyonu bakımından en gelişmiş kuşlardır. Bu nedenle, taklit yetenekleri iyi gelişmiştir. Dillerinin kalın ve etli yapısı sayesinde, konuşma yetenekleri yüksektir

            Papağanlar 100 yıldan çok yaşayabilirler. Yumurta sayısı 2-8 adet olup kuluçka süreleri 17-28 gündür. Küçük cüsseliler bir, büyük cüsseliler iki defa kuluçkaya yatarlar.
Kuluçkaya sadece dişi yatar, ancak yavru bakımını her iki eşey de üstlenir.

            Genç hayvanlarda noksanlık semptomlarını önlemek, tüy çekme ve kanibalismusa engel olmak amacıyla, yumurta, çiğ ve pişmiş et, kan ve et sucuğu ile peynir tüketmeleri sağlanmalıdır. Mineral madde ihtiyaçları kemik, mürver ağacı dalı, çayır ve kavak ağacı ile karşılanır.

            Papağanları beslemek için kullanılan tohumlar, yağlı tohumlar ve hububat tohumları olarak başlıca iki gruba ayrılabilir. Yağlı tohum olarak ayçiçeği, aspir (safran), yerfıstığı, kenevir (küçük, koyu kahverengi, yuvarlak tohumlardır), çamfıstığı içeren karma yemler verilir. Darı, mısır ve kanarya tohumları gibi hububat taneleri ise fazla miktarda karbonhidrat içermektedir.

            Birçok papağanın başlıca diyeti fıstık ve tohumlardır. Fakat kondisyonlarını korumaları için taze meyve ve sebze içeren çeşitli besinler tüketmeleri gerekir. Haftada 1-2 kez pancar (3-5 cm uzunlukta parça), sert sandviç, soğan, kuş bisküvisi verilir.
            Bozuk yiyeceklerden kurtçukların tamamen eliminasyonu mümkün olmadığından elden çıkarılması gerekir. Kuşların sağlığı açısından bir diğer önemli tehlike kemirgenlerdir.

            Taze Yiyecekler: Ilıman bölgelerde elma ve üzüm genel olarak papağanlar için en çok tercih edilen yiyeceklerdir. Mango gibi tropikal meyveler papağanlara verilmeden önce iyi bir şekilde yıkanmalıdır. Bezelye, fasulye gibi sebzeler papağanlar tarafından sevilerek tüketilmektedir ve değerli protein kaynaklarıdır.   Avokado meyvesi sakınılması gereken bir bitkidir. Nar, sevilerek tüketilir. 

            Papağanlar daha çok ıspanak saplarını kemirirler. Büyük yapraklar doğranarak verilmeli, dökülüp etrafı kirletmeleri önlenmelidir.

            Yeşil salata birçok yetiştiricinin tercih ettiği bir seçimdir. Temizlenip tazeyken doğranıldığında daha tüketilir hale gelir.

            Havuç, vitamin A yönünden zengindir. Bununla beraber tüm kuşlar havucu severek tüketmezler.

            Gr it ve Mineral Maddeler: Gri tin pek çok fonksiyonu vardır. Bunlardan biride; sindirim enzimlerinin daha kolay etkileyebilmesi için yemleri küçük parçalara bölmektir. Mesela CeDe Mineralin içinde tüm bu özellikler mevcuttur. 

            Katkı maddeleri: Yemlere vitamin (özellikle vitamin A) ve mineraller katılabilir.

            Sınırlı sayıda katkı maddesi içme suyuna karıştırılabilir. Gün ışığı su içindeki vitaminleri güçlü bir şekilde etkileyebildiğinden su kabının gölgede bulunması uygun olur.
 

1. Familia (Aile): Psittaciidae (Papağanlar)


Psittacus erithacus
(gri papağan)


Amazona autumnalis
(amazon papağanı)


Melopsittacus undulatus
(muhabbet kuşu)

 


Psittacula krameri
(yeşil papağan)


Psittaculaeupatria
(İskender papağanı)

 

2. Familia (Aile): Cacatuidae (Kakadular)


Nymphicus hollandicus (kakadu)

 

top
 

GÜVERCİN

 

       

 


            Güvercinler, süs güvercinleri, uçucu güvercinler ve besi (etlik) güvercinleri olarak 3 grupta incelenirler. Ülkemizde besi güvercinleri yetiştirilmemektedir. Süs güvercinleri güzellikleri, tüy kalitesi ve şekilleri ile dikkat çeker. Posta güvercini olarak yetiştirilen uçucu güvercinler, takla atabilir, yüksekten uçabilirler. Güvercinlerin 10-18 yıl arasında ömürleri olup, en verimli dönemleri 2-8 yaş arasıdır.

 

            Vücutları orta büyüklükte olan, küçük başlı, kısa boyunlu ve kısa bacaklı kuşlardır. Gagaları kısa ve zayıf yapılı olup, ucu aşağıya doğru hafifçe kıvrıktır. Gagalarının dibinde, burun deliklerini örten pul şeklinde bir zar bulunur. Kanatları orta uzunluktadır ve uçuşları hızlıdır. Ayakta, arka parmak yere değer. Kursakları büyükçedir. Gagalarını su içerisine sokarak su içerler (su içebilmek için, diğer kuşlar gibi kafalarını yukarı kaldırmalarına gerek yoktur). Başlarını geriye çekip çevirerek uyurlar.

 

             İki yumurta bırakırlar. Kuluçkaya yatma ve yavrunun bakımı, her erkek hem de dişinin sorumluluğu altındadır. Yavrular yumurtadan çıktıklarında gözleri kapalıdır. Yeni doğmuş yavrular, kursaktan çıkarılan süt gibi bir sıvıyla beslenir. Kutuplar hariç, dünyanın her yerinde görülürler.

 

            Monogam (tek eşli) yaşarlar. Erkek yuva malzemesini taşır, dişi de yuvayı yapar. çoğunlukla erkek gündüzleri, dişi de geceleri kuluçkaya yatar.

            Güvercinlere verilecek günlük yem miktarı yaklaşık canlı ağırlığın %10'u olup ortalama 40-50 g arasındadır. Su ise ad  libitum verilir ve yaklaşık 30 güvercine 1 litredir. Yemleme 1 öğün olup akşamları yapılır. Farklı güvercin ırkları aynı sürede yemlerini tüketemediklerinden, bunların ayrı yemlenmesi gerekir.

            Genç güvercin besisinde; güvercinler, 4 haftada kesim olgunluğu olan 500 g canlı ağırlığa ulaşırlar. Bunlara verilecek olan peletler küçük ve sağlam olmalı, çok az ufalanmalıdır. Çok şekilli yemler ise hayvanlar tarafından reddedilir.

            Güvercinlere grit amacıyla; küçük taşlar, kireç ve midye kabuğu verilebilir. Özellikle kuş evlerinde, kuluçka süresince ve tüy değiştirmeden önce vitamin (vitamin A,D,E, B6,B12) ilavesi gerekir. Güvercinler, yeşil yemlerle de (aslanağzı, genç çayır otları) vitamin alırlar. Kışın ise rasyonlara havuç ilave edilebilir. 

 

Hünkari Sultanların güvercini

Yazdır

ImageImage    

Hünkârî güvercinlerinin, öteki adıyla sultan güvercinlerinin çok ilginç bir öyküsü var. Sultan güvercinleri kültürümüz içinde unutulmuş, birkaç seveninin, hatta bir seveninin özverisiyle tarihin sayfalarından günümüze yetişip gelmiş bir canlı. Bizim bildiğimiz kadarıyla bugün yaşamını, Tayfun Küçükoğlu gibi incelikli insanların çabalarıyla sürdürmeye çalışıyor. Tayfun Küçükoğlu, bu işe gönül koymuş, neredeyse yaşamının bir parçası haline getirmiş Hünkârî güvercinlerini. O ve onun gibi düşünenler olmasaydı Hünkârî güvercinlerini bugün fotoğraflarda bile göremeyecektik. Yalnız güvercin ailesinin değil, belki de kuşlar dünyasının en sevimli canlıları içinde sayacağımız Hünkârî güvercinlerini tanımamak gerçekten bizler için büyük bir ayıp olurdu.
 
Tayfun Küçükoğlu, sultan güverciniyle ilgili bakın neler söylüyor: "Güvercin beslemek, Osmanlı toplumunun bir aile geleneğidir. Halkın güvercin sevgisi zamanla saray yaşamına da yansımış, sarayın emriyle üç kıtaya yayılmış, Osmanlı topraklarında yetişen çok farklı ırk ve nitelikteki güvercinler Manisa'da toplanmıştır. Hepimizin bildiği gibi Manisa, şehzadelerin padişahlık eğitimi gördüğü ve ülkeyi yönetmek üzere yetiştirildikleri sancaklardan biridir. Belki de bu yüzden güvercin koleksiyonu, çeşitleri burada oluşturulmuştur. Padişahların kendine has özel bir güvercin ırkı yaratma isteği üzerine yapılan çalışmalar sonucunda Hünkârî güvercinleri türetilmiştir. Estetik açıdan dünyada en nitelikli ırk olarak kabul edilen Hünkârîler, doğal bir ırk olmadıkları için yetiştirilmeleri ve üretilmeleri de özel bilgi, ilgi, beceri ve yöntem gerektirmiştir.
Osmanlı yönetimi 1860'lı yıllardan itibaren değer verdiği yabancı konuklarını onurlandırmak için Hünkârîleri hediye etmeye başlamıştır. Böylece imparatorluk sınırları dışına çıkmış, Avrupa'ya yayılmış, Amerika'ya kadar ulaşarak tüm dünyada büyük ilgi görmüştür."
İşin ilginç olan yanı, Hünkârî güvercinlerini saray yetiştirdiği için halkın hiçbir şekilde yetiştirmesine, beslemesine izin verilmemiştir. Bu da onun halk arasında yaygınlaşmasını önlemiştir. Böyle olunca da artık günümüzde yok olma noktasına gelmiş ırkı, bugün Avrupa ülkelerindeki güvercin sevenler koruma altına almıştır. Ama bu da onun tüm dünyada "Orientall Frill" adıy- la anılmasına neden olmuştur. Hünkârîler iki gruba ayrılıyor: Blondinette ve Satinette. 12 renk çeşidi olan Hünkârî'nin Amerika ve Avrupa'da bu adları taşıyan dernekleri var.

 

  Image


Gagaları kanaryadan küçük olduğu için Hünkârılar kendi yavrularını büyütemiyorlar. Üremeleriyse özel bir ilgi ve teknik gerektiriyor. Hünkârî ile sütanne olacak güvercinlerin aynı zamanlarda yumurtlaması sağlanıyor ve Hünkârî'nin yumurtaları süt annenin altına konuluyor. Süt anne ise Hünkârî yumurtalarından çıkan yavruları kendi yavrusu olarak büyütüyor. Süt anne olan güvercinlerin hiç bir zaman kendi yavrusunu büyütmesine izin verilmiyor. Çünkü büyük gagalı yavru büyütmeye alışan sütanne bir daha küçük gagalı Hünkârî yavrusunu büyütmenin zorluğuna katlanmıyor. Hatta bununla da yetinmiyor, yavrularını öldürüyor. İşte bu yüzden, yavruların kendi yavrusu olduğuna inandırılıyor.
Tayfun Küçükoğlu bu konuda şöyle bir yorum yapıyor: "Güvercin sevenler olarak içimize sinmese de, bize has ırk olarak dünyada ünlenen Hünkârî ırkının korunması ve geliştirilmesinin başka bir yolu yoktur."
Meraklıları için not: Şu an piyasada  bulunan "Giller takvimleri içinde "2006 Hünkârî/ Orientall Frill"  Hünkari  güvencinleri 12 farklı çeşidiyle göreceksiniz.BU TAKVİMİN HAZIRLANMASINDA 
 TÜRKİYE KANARYA VE KAFES KUŞLARI FEDERASYONU DİSİPLİN KURULU ÜYESİ ORHAN SEZEN ÖN AYAK OLDUĞU İÇİN, TAKVİMİN HAZIRLANMASIDA SAYIN TAYFUN KÜÇÜKOĞLU' NA VE BASIMINI GERÇEKLEŞTİREN GİLLER FİRMASINA İÇTEN TEŞEKKÜRLER.
Hünkârî güvercinlerini saray yetiştirdiği için halkın hiçbir şekilde yetiştirmesine, beslemesine izin verilmemiştir. Bu da onun halk arasında yaygınlaşmasını önlemiştir. Günümüzde yok olma noktasına gelmiş ırkı, bugün Avrupa ülkelerindeki güvercin sevenler koruma altına almıştır


 

TÜY DÖKME
            Çiftler halinde beslenen kuşlar tüy dökme döneminde birbirlerinin baş, sırt gibi tek başına erişemeyecekleri yerlerini temizler ve kaşırlar. Tek başına yetiştirilen kuşlara ise sahipleri yardım etmeli, güven sağladıktan sonra yavaş yavaş başlarını kaşımalıdır. Bu işlem nazikçe yapılmadığı zaman yeni tüylerin dış
keratin tabakaları zedelenebilir.  Banyo yaptırılarak kuşların rahatlaması sağlanmalıdır.

Papağanlar cinsel olgunluktan önce pek çok kez tüy değiştirdiği halde, ispinozlar ilk tüy değişiminden sonra cinsel olgunluğa ulaşırlar. Genç kanaryalar ise, 2 aylık yaşta ilk tüy değişimine girerler.

            Şiddetli bir tüy dökümü özellikle papağanları çok etkiler, hayvanlar durgunlaşır ve konuşmayı keser. Hayvanlar, tüyler dökülüp yerine yenileri çıkarken huysuz olur ve kaşınırlar.

            Kanaryalar ve ispinozlar, hazır ticari yem ve mamaları severek tüketirler. Bunlara tüy dökme döneminde haşlanmış yumurta, bira mayası, irmik, bebek bisküvisi veya mısır unundan oluşan bir karışım verilebilir.  Kuşyemi ve darı tohum karmalarına giren başlıca yem türleridir.

 

Renk mamaları: Bazı kuş sahiplerinin göz zevkine uygun olarak tüylerin parlak ve değişik renklerde olması için renk mamaları kullanılır. Bu mamalar düzenli verilmediği taktirde tüyler göze hoş gelmeyen renklere sahip olabilir. Bu durum bir sonraki tüy döküm mevsiminde ancak düzelebilir. Özellikle tercih edilen kırmızı ve turuncu renk pigmentleri hazır  renk mamalar içinde yer alabilir. Bunun yanında beta karoten, kırmızı biber, havuç, domates gibi gıdalarda doğal turuncu renk pigmenti vardır.

top

SAKAKUŞU (Carduellis carduellis )


        


 
 
Passeriformes ( Ötücü kuşlar ) takımının Fringillidae familyasından, gagasını çevreleyen kırmızı renkle dikkat çeken, küçük gagalı kuş türü. Erişkinlerde gaga dibinden gözün arka ucuna kadar yayılan bu kırmızılığı yalnız gaga ile göz arasındaki koyu esmer bir bant keser başın gerdan ve gözün gerisindeki yanları beyaz tepe ve boyun yanları siyahtır. Kanatların ortası boyunca, gövdeye doğru sarı renkli bir bant uzanır. Kanatların beyaz lekeli arka kenarları dışında kalan öbür bölümleri siyah, sırt kahve rengi, kuyruk sokumu beyazımsıdır. Siyah kuyruk tüylerinin uçlarında da beyaz lekeler bulunur. Saka kuşları sulak alanları sevdikleri için Türkler bu kuşlara saka kuşu adını vermişlerdir. Güzel ötüşleri ile tanınan bu kuşlar incir, ayçiçeği, devedikeni tohumunu çok sever. Uzunluğu 13 cm dir.
 Ormanlık alanlarda ürer. Üreme mevsimleri dışında küçük sürüler halinde dolaşırlar. Özellikle kasım ayında meraklıları tarafından ağlarla çığırtkan yardımıyla yakalanırlar. Kuyruk sokumundaki beyaz tüylere badem, başın arka kısmındaki kırmızı lekeli olanlara kenesettinli, boynu beyaz olanlara akgerdan, İri olanlara kasım sakası, küçük koyu renkli olanlara kömür sakası adları ile anılır. Özellikle Rusya da beyaz renkli kırmızı maskeli sakalar vardır. Dişi kanarya ile çiftleştirilenlere saka piçi denir. Bu kuşlar kanarya ve sakanın ortak özelliklerini taşırlar. Saka melezleri hastalıklara karşı daha dirençli olmalarına karşın fertil özelliğe sahip değildirler. Saka kuşları, güzel ötüşlü, parlak renkli hareketli kuşlar olması nedeniyle, güzelliklerinin bedelini ağır ödemişlerdir. Özellikle yaşadığı yerlerdeki temiz su kanalların hızla kirlenmesi ve çok sevdikleri, kara hindi bağ ve deve dikeni tohumların hızla yok olması ve saka ticaretinin hızla çoğalması bu kuşların hızla yok olmasına neden olmaktadır. Türkiye de saka kuşları ötmesi için genelde dar kafeslerde tutulmaktadır. İngilizler geniş salmalarda bu kuşlardan yavru alabilmektedir.

 top

 

 

KUŞLAR HAKKINDA GENEL BİLGİLER

Kuşlar nereden geldiler?

Kuşlar, olasılıkla, arka bacakları üzerinde koşan, küçük, hafif kemikli, sıcak kanlı sürüngenlerden, belki dinozorlardan evrildiler. Kuşlar, sürüngenler gibi yumurtlarlar ve bacakları pullu olur. Tüyleri, belki kendilerini sıcak tutmak üzere pullardan gelişmiş olabilir.

 

Archaeopteryx adlı ünlü fosil, yarı kuş yarı sürüngen gibi görünüyor. Bundan 130 milyon yıl önce yaşamış olan Archaeopteryx, olasılıkla, yaklaşık 100 milyon yıl önce, Kretase (Cretaceous) adı verilen yerbilimsel çağda ortaya çıkan gerçek ilk kuşların atasına benziyor.

Kuşlar nerelerde yaşarlar?

Kuşlar, yeryüzünde, Kutuplardan Ekvator'a, en sıcak çöllerden Antarktika'nın soğuk buzullarına, ücra adalardan şehir merkezlerine kadar hemen hemen her yaşam ortamında yaşarlar. Dünyanın tüm okyanuslarını, bu arada elbette havayı da yurt edinmiş durumdadırlar.

Kuşlar neden uçarlar?

Kuşlar, yırtıcılardan kaçmak, yaşayıp yiyecek bulabilecekleri yeni yerler bulmak için uçarlar. Bazı kuşlar, bunları yapmak için uçmaya gerek duymadıklarından uçma yeteneklerini yitirmiş durumdadırlar. Yırtıcıların bulunmadığı Galapagos Adalarındaki uçamayan karabataklar, bir zamanlar uçabilmekte olan kuşlardan evrilmiş olsalar bile buna artık gerek duymuyorlar.

Devekuşu gibi başka kuşlar, çok ağır olduklarından herhalde hiç uçamadılar. Bu kuşların çoğu, yırtıcıların sinsice yaklaşıp üzerlerine atlayamayacakları açık yerlerde yaşarlar. Bunlar, büyük koşuculardır.

Kuşlar nasıl uçarlar?

Kuşların uçabilmelerinin tek nedeni, cüsselerine göre çok hafif olmaları. Kemiklerinin içlerinin boş olması, dişlerinin ve idrar keselerinin bulunmaması, ağırlıktan tasarruf etmelerini sağlar. Bunlara karşılık tüyleri, kanatları ve kendilerine güç veren çok büyük kasları bulunur.

Kuşlar iyi görebilirler mi?

Kuşların görüşleri çok iyi, gözleri iri olur. Çoğu, renkli olarak görür; renkli tüyleri ise, üreme amaçlı gösterilerinde büyük önem taşırlar. Baykuş gibi gececi kuşlar, son derece loş ışıkta çok iyi görürler, fakat renkleri olasılıkla çok iyi göremezler.

Çoğu kuşun gözleri, kafalarının yan taraflarında yer alarak çevrelerini iyice görebilmelerini sağlarlar. Bu, yaklaşan tehlikeleri görmelerine yardımcı olurken dünyayı çok yassı şekilde görmelerine yol açar. Avcı kuşların ileriye bakan gözleri, nesneleri üç boyutta görebilmelerini sağlayarak hızlı hareket eden avları yakalamalarına yardımcı olur. Bu kuşların görme duyuları, bizimkilerden 10 kat keskin olabilir.

Çoğu kuşun işitme duyusu da mükemmel olur. Kulakları, insanlarınki gibi çıkıntılı olmaz. Gözlerinin tam arkasında yer alan kulak delikleri, tüylerle kaplı olur.

Kuşlar neler yerler?

Kuşların çoğu, enerjisi yüksek yiyeceklerden tohum, tane, kurtçuk, böcek, balık, memeli, hatta başka kuşları yer. Daha azı ise ot gibi enerjisi düşük yiyeceklerden yemekle birlikte birçok ördek, kaz ve kuğu, otlarla iyi beslenirler.

Kuşların her bir türü, belli bir yiyecekten yemeye uyum sağlamışlardır. Bazılarının gagası, yapraklardaki böcekleri toplamak için küçük, nazik yapıda olurken bazılarınınsa, yumuşak çamuru kazıp kurtçukları çıkartmak için uzun, diğerlerinin ise etleri parçalamak için kıvrık olur.

Kuşlar neden tüylü olurlar?

Tüy, yalnızca kuşlarda bulunur. Saçlarımız ve tırnaklarımız ile aynı maddeden yapılmış olan tüyler, içlerinde bir hava tabakası tutarak kuşları sıcak ve kuru olarak muhafaza ederken renkleri, yırtıcılardan gizlenmelerine ve rakiplerine gösteriş yapmalarına yardımcı olur. Tüyler, hepsinden çok, uçmak için gerekli geniş fakat hafif yüzeyleri (kanatları ve kuyruğu) sağlarlar.

Kuşlar nasıl ürerler?

Tüm kuşlar, yumurtlar. Albatros, ancak her iki veya üç yılda bir yumurta yumurtlarken tavus kuşları, bir kuluçka döneminde 20 veya daha fazla yumurta yumurtlarlar. Yumurtaların kuluçka süresi değişik olmakla birlikte, genellikle, kuş ile yumurtası ne kadar büyükse yumurtaların kuluçkadan çıkmaları o kadar uzun, ebeveynlerinin göstermesi gereken dikkat ise o kadar fazla olur.

Kuşların çoğu, yuvasında yumurtlar; fakat bu yuva, deniz papağanı için eski bir tavşan kovuğu ile gök doğan için çıplak yar çıkıntısı arasında her biçimde olabilir. Buna karşılık, çulhakuşları, birbirine örümcek ağıyla tutturulmuş 3.000 kadar tüy ile yosun parçasından oluşan, bütünüyle kapalı, güzel yuvalar yaparlar.

Kuşlar ne kadar yaşarlar?

Kuşların çoğu, çeşitli sepeblerden dolayı bir yıldan az yaşar; fakat ilk kışlarını atlatabilen şanslı bireyler, 20 yıl veya daha uzun süre yaşayabilir. Deniz ve kıyı kuşları, genellikle daha uzun yaşarlar: 35 yaşında olduğu bilinen bir poyrazkuşu var. Kızılgerdan gibi yaygın bahçe kuşları, genellikle iki-üç yıl yaşarlar.

Kuşlar yardımımıza neden gerek duyarlar?

Kuşlar, evlerini ve beslenme sahalarını hasara uğratıp yıkan insan eylemlerinden korunmaya gerek duyarlar. Modern çiftçilikte geniş tarlalar oluşturmak için çalılık çitlerin yanı sıra önemli yaşam alanları ortadan kaldırılmakta ve kuşların besini olan yiyecekleri öldüren kimyasallar -zirai ilaçlar- kullanılmaktadır.

Ancak, durum, bütünüyle kötü sayılmaz. Yabanıl tüm kuşlar, yasayla korunmakta olup kendilerine zarar verenler, yasa dışı avlananlar veya yumurtalarını alanlar için ciddi cezalar vardır. Böyle bir durumla karşılaştığınızda bölgenizde bulunan Çevre ve Orman İl Müdürlüklerine başvurunuz.

top

KUŞ REKORLARI

  • Dünyada yaklaşık 9.700 türden toplam 100.000.0000.000 (yüz trilyon) kuş bulunuyor olabilir.

  • En büyük kuş, 2,74 m yüksekliği, yetişkin bir insanın iki katı olan 156,6 kg ağırlığı ile devekuşu. Uçamıyor olmalarına şaşmamak gerek!

  • Uçan en ağır kuş, 18 kg. ulaşan ağırlığıyla Afrika'dan Kori toy kuşu ile bizdeki toy.

  • Kanat açıklığı en uzun kuş, 3,63 m. ye ulaşan kanat açıklığıyla gezgin albatros.

  • En küçük kuş, 1,6 g ağırlığı ve gaga-kuyruk uçları arasında toplam 58 mm boyu ile Küba'dan arıkuşu.

  • Türkiye'deki en küçük kuş, 3,8-4,5 g ağırlığı ve 90 mm uzunluğu ile çalıkuşu.

  • Türkiye'deki en bol kuş: Yaklaşık 15 milyon çift serçe, 10 milyon çift tarla çintesi, önceki kışın soğukluğuna, besin durumuna bağlı olarak her bahar çiftleşirler.

  • Türkiye'de en ender üreyen kuş: Türkiye, telli turna, çöl koşarı, doğu kamışçını, ulu doğan, şah kartal, yeşil arıkuşu, çizgili ishakkuşu gibi türlerin ürediği önemli bir coğrafyadır. Farklı yaşam ortamlarında üreyen bu kuşlar Türkiye'de farklı yerlerde çok az sayıda üremektedirler.

  • Dünyadaki en hızlı uçan kuş: Rusya'dan kılçık kuyruklu sağan, saatte 171 km hıza ulaşır.

  • Dünyadaki en büyük yumurta: Ağırlığı 1,78 kg olan devekuşu yumurtası, 24 tavuk yumurtasına denk.

  • Dünyadaki en küçük yumurta: Ağırlığı 0,3 g veya daha az olan arıkuşu yumurtası.

  • Türkiye'deki en küçük yumurta: Ağırlığı 0,7 g olan çalıkuşu yumurtası.

  • Türkiye'de görülen kuş türlerinin sayısı: 456, bunun 304'ü Türkiye'de üremektedir, 152 kuş türüyse yazlayan ya da kışlayan konuk türlerdir.

KANATLI HAYVANLARIN VÜCUT YAPISI

Sabit vücut sıcaklıklı (homoiotherm) olan ilk hayvan grubunu oluştururlar. En tipik özellikleri, vücutlarının neredeyse tamamının tüylerle kaplı olması, ön üyelerin "kanat" haline dönüşmüşolması ve sol aort yaylarının tamamen körelmiş olmasıdır.

Keratin yapıdaki gaga, beslenme tipine göre farklı şekillerde olabilir. Günümüzde yaşayan kuşlarda, kural olarak, gagada diş bulunmaz. Dişlerin bulunmayışı, kursak (taşlık) bölgesinin oluşumu ve güçlü kaslardan oluşan midenin bölmelere ayrılmasıyla telafi edilir. Gözleri oldukça iridir ve görme duyuları çok iyi gelişmiştir. Orta beyinde bulunan görme lobu da oldukça büyüktür. Koku alma duyusu önemini yitirmiştir.

Kuyruk omurları sayıca azalmış ve birbirleriyle kaynaşmıştır (pygostyl). Kaburga kemiklerinin ucunda, kanca şeklinde çıkıntılar bulunur. Göğüs kemiği (sternum) iyice genişlemiş ve güçlü uçuş kaslarının bağlanabilmesi için uygun yüzey alanı sağlamıştır. Uzun kemiklerin iç kısmında bulunan hava keseleri, iskelete hafiflik sağlar. Kalça kemerleri hareketsizdir, ancak 4 ayak üzerinde yürümeye uyum yapmışlardır. Ayaklar, çeşitli gruplarda büyük farklılık göstermekle birlikte, en fazla 4 parmak taşır ve ilk parmak çoğunlukla arkaya yönelmiştir.

Kalpleri, birbirinden tam olarak ayrılmış 4 bölmeden oluşur. çok iyi gelişmiş bir ses kutuları (syrinx) bulunur. Akciğerler esnek değildir ve alveol bulunmaz. Kalplerinin vücut ağırlığına oranı, kalp atım hızı ve kan basıncı, diğer omurgalı gruplarına göre çok daha yüksektir. Solunum esnasında, hem nefes alırken hem de verirken havadaki oksijenden yararlanabilirler. Bu sayede, metabolizma hızları oldukça yüksektir.

İdrar keseleri bulunmaz (sadece devekuşlarında bulunur) ve boşaltım ürünleri katı ürik asit yapısındadır. Kuyruk bölgesinde bulunan uropygial bez dışında, vücutlarında salgı bezi bulunmaz. Bu bezin salgısı, gaga ile tüylere sürülür ve suya karşı yalıtım sağlanır. Bazen de, üreme döneminde karşı cinse çekici görünme, bu bezin salgısıyla sağlanır.

Birkaç tür haricinde, erkeklerde çiftleşme organı olan "penis" bulunmaz. Çiftleşme, "kloak" adı verilen yapının karşı karşıya getirilmesiyle gerçekleşir. Dişi eşey organlarının sağ yarısı körelmiştir. Tamamında iç döllenme ve ovipari görülür. Yumurtaları sert kabuklu bir yapıdadır. Birkaç tür haricinde kuluçkaya yatma ve yavru bakımı görülür.top

 

KUŞLARDA TÜY YAPISI

 

Kuşlar sınıfının en önemli özelliği, vücudun tüylerle kaplı oluşudur. Sadece gaga, parmaklar ve bazen de boyun kısmı hariç vücudun her yerinde bulunan tüyler, epidermis kökenlidir.

Tüy kökünün dermis içindeki kısmına bağlı olan "arrector pulmarum" adı verilen kas, teleklerin kabartılmasını sağlar.

Başlıca 3 tip tüy vardır:

1. Pennae (Telekler, Uçma tüyleri):
Büyük ve uzun yapılıdırlar. Genellikle vücudun en dış kısmında bulunurlar. özellikle kuyrukta ve kanatlarda bulunan uçma tüyleri bu tiptedir. Tüy gövdesinden dal ve dalcıklar çıkar, dalcıkların ucunda da kancalar bulunur. Bu kancalar, tüy yapısının bütünlüğünü ve bu sayede de vücudun izolasyonunu sağlar. Çok çeşitli renkler ve desenler taşıyabilirler.

2. Plumae (Hav tüyleri):
Tüy gövdesinde kancalar bulunmaz. Bu nedenle de, dik duramazlar ve püskül gibi dağınık bir görüntüleri vardır. Teleklerin altında ve arkalarında bulunurlar. Gri ve beyaz renklilerdir. Isı yalıtımında görevlidirler. Göğüs ve karın kısmında bol bulunurlar. Yavru kuşların vücutlarında da genellikle hav tüyleri bulunur.

3. Filoplumae (Kıl tüyleri):
Kısa bir kök kısmıyla, ince ve uzun bir eksen kısmı taşırlar. Aya kısımları körelmiştir. Sert yapılıdırlar. Telekler arasında dağınık halde bulunurlar. Bazı ailelerde ağız ve burun kenarında bulunan duyu tüyleri de bu tiptedir. Tavus kuşlarının gösterişli kuyruk tüyleri de kıl tüylerdir.

Bunlardan başka, süs telek ve tüyleri, pudra tüyleri ve deve kuşlarındaki büyük tüyler gibi değişik tüy tipleri de bulunur. Kuşlarda yaşa, mevsime, eşeye ve üreme dönemine göre değişik tüy örtüleri görülebilir. Kuluçkaya yatma öncesinde de, vücut sıcaklığının yumurtaya daha etkin bir şekilde iletilebilmesi için, karın bölgesindeki tüylerin bir kısmı dökülür.

KUŞLARDA GAGA TİPLERİ

Kuşlar sınıfının bir diğer ayırt edici özelliği olan gaga, epidermis kökenli bir yapıdır. Diğer bazı canlı gruplarında (bazı sürüngenlerde ve memelilerin Monotremata grubunda) da görülmesine karşın, en gelişmiş gaga yapısı kuşlarda ortaya çıkmıştır. Gaganın en sağlam kısmı, darbelere karşı gelen en uç kısmıdır.
Burun delikleri, kivi gibi gece avlanan ve avını koku yoluyla bulan türlerin dışında, gaganın kafatasıyla birleştiği yerdedir. Gaga şekli, kuşun beslenme tipi hakkında bilgi verir.

KUŞLARDA AYAK TİPLERİ

Ayaklar, kuşların yerde veya su içerisindeki hareketini sağlamanın yanında, avın yakalanmasında da yardımcı olabilir. Genel olarak, kuşlarda 5. parmak yitirilmiştir. Bacaklar, diz eklemine kadar tüylerle, daha alt kısımdaysa pullarla örtülüdür. Hareket tarzına göre farklı ayak tipleri görülür.

Aşağıdaki figürde, kuşlarda görülen çeşitli ayak ve gaga tiplerinden bazıları, tanımladıkları özelliklerle birlikte verilmiştir.